İstemek Her Şeyin Başlangıcı

Nice engelli var evlerine kapalı. Aileleri onlardan utanıyor. Sanki kaderlerini onlar belirliyorlarmış gibi. Engelli bireylere karşı tavır alıp gün ışığına hasret bırakıyorlar. Elbette her aileyi kapsamıyor söylediklerim. Bazı aileler bilseler her iki taraf için kaderin ne kadar değerli olduğunu, değil engelli çocuğundan utanmak; bütün çocukların aynı ödülle ödüllendirilmeleri için dua ederlerdi.

Mesela biri herhangi bir şeyi yapmayı çok istiyor. Ama diğer kişi sözleriyle onun moralini bozup engel oluyor ve yapacağı işe olan inancını yok ediyor. Şimdi size soruyorum sevgili okurlarım, kim engelli? “Ben de varım!” deyip hayata tutunmaya çalışan kişi mi, yoksa ona, “Sen bu halinle nasıl yapacaksın?” diyen mi? Birçoğunuzun cevabı benim cevabımla aynı sanırım. Benim cevabımı tahmin ediyorsunuzdur. Fakat yine de söyleyeyim. Tabii ki sözleriyle engel olandır engelli. Siz okurlarıma naçizane tavsiyem var. İster kısıtlı bir birey olun, ister sağlıklı. Asla başkasının lafına bakıp da yapacağınız işten veya istediğiniz bir şeyden vazgeçmeyin. Sizlerin mutluluğu daha önemli çünkü. Sizin sevdiklerinizin gözündeki ışığı görmek değerli.

“İstedim ve yaptım.” diyebilmek için, gerçekten istemek gerekiyor. Sevdiğin, heves ettiğin bir işi yapmayı çok istersen istediğin her şey olur. Beni tanıyorsunuz artık. Engellerle dolu şu dünyada bir parmağımla bütün barikatları yıkmaya çalışan biriyim. İlk kitabımı siz kitapseverlerle buluşturdum. Okuyucu kitlem oluştu. Koca bir aileye sahip oldum. 6 Ocak 2019, bu tarihi hiçbir zaman unutamayacağım. Çünkü ilkler unutulmaz. O gün benim için güzel ve heyecan dolu bir gündü. Gerçekleştirilen engelli birey etkinliklerinde çok fazla katılım olmaz diye bilinir. Bazen de yapılan etkinlikler ses getiriyor. Tıpkı benim için düzenlenen imza günü gibi. Katılımcısı bol bir etkinlikti. Bol bol kitap imzalayıp, okurlarımla fotoğraf çektirdik. Katılımcılar arasında Sakarya Karapürçek Kaymakamı Hamza Özbilgi de vardı. Kendisini de orada gördüğüm için sevinçliyim. Okurlarımın yoğun ilgisi beni ve ailemi çok mutlu etti. O güne dair söyleyebileceğim tek söz muhteşemdi. Sözün özü, istemek her şeyin başlangıcı.

Bir Görüşte Kitap: Zeytindağı

Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ #BirGörüşteKitap

Instagram’da görüntülemek için buraya👈

 

Siparişiniz kitabın Mecra’sında

Kitaba hızlı ulaşmak isteyenler kargo yolu beklemekten kurtuluyor. Kitapyurdu.com’un teslimat noktalarından birinden siparişlerinize kolayca ulaşabilirsiniz. Kargo ücreti de ödenmeyen teslimat noktalarının sayısı her geçen gün artıyor. Bu hafta Halıcoğlu metrobüs durağının yanı başındaki Kafe Mecra’dayız. Burası sadece bir teslimat noktası değil. Aynı zamanda kültür ve sanat faaliyetlerine de ev sahipliği yapıyor.

Kitapyurdu.com’dan her gün ortalama 20 paket kitapkurtlarına buradan ulaşıyor. Kafenin sorumlusu Halil Günaydın, teslimat noktası olduktan sonra müşterilerinin arttığını söylüyor. Özellikle öğrencilerin siparişlerine buradan ulaştığını anlatan Günaydın, profilden de memnuniyetini dile getiriyor.

Kitap kafe konseptine sahip Mecra’da aynı zamanda kitap takası yapılıyor. Pek çok kafede dekor olarak duran kitaplığın amacı burada farklı. Kitaplıktan alınan kitabı okumak isteyenler istediği gibi alabiliyor. Üstelik yerine yeni bir kitap bırakanlar, dilediği kitabı da alabiliyor. Önceleri takas kitaplarla birkaç kişi ilgilenirken şimdi kafenin en gözde uygulaması bu takas yöntemi olmuş. Öğrenciler için oldukça kurtarıcı bir uygulamaya imza atan Mecra ekibi, kütüphane sistemi gibi kitaplıktan alınıp okunan kitaplar sistemini kurmuşlar.

Kitapyurdu.com’un bir yıldır teslimat noktası. Kimi zaman bunu bilmeyenlerin “Kargo adresimizi bulamıyor. Paketim size gelse olur mu?” diyenlerin olduğunu söylüyor Halil Günaydın. Üniversite bölgesinde yer alan kafe bu yüzden oldukça popüler. Paketini alanların bir çay içip soluklandığı mekanda kargo beklemeden kitaplarınıza kavuşabilirsiniz.

Bu Teslim Noktasında Kitap Başrolde

Kitapyurdu.com’un teslimat noktalarında bu hafta sıra Kadıköy’e geldi. İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden Kadıköy’de kargo beklemeden kitabına ulaşmak isteyenlerin adresi İndie Kitap & Kahve. Rasimpaşa’daki İndie Kafe, Kitapyurdu.com’un teslimat adreslerinden biri.

Kitapseverler için Kadıköy’ün ayrı bir yeri var muhakkak. Sahafları, yayınevleriyle ilçedeki kitap tutkunlarının da buluşma noktası. Kadıköy’ün başrolde kitap olan mekânları arasında Rüstempaşa’daki İndie Kitap Kafe de var. İsmindeki kitabın hakkını veriyor. Biliyorsunuz çoğu kitap kafede okumak pek mümkün değildir. Tabeladaki bir temenni olarak kalır okuma eylemi. Buradaysa aksine sükûnet hâkim. Hemen hatırlatalım, İndie aynı zamanda Liber Plus Yayınları’nın da mutfağı. Bu ayrıntı ufak gibi görülse de içeri adım atar atmaz, kitabın başrolde olduğu bir yerde olduğunuzu hissettiriyor. Yayınevinden çıkan eserlerin dizildiği kitaplık, dergiler, kitapla ilgili en küçük ayrıntılara bile kolayca ulaşabileceğiniz bir işletme burası.

Bizleri karşılayan Yunus Zengin, her gün onlarca kitapkurdunun kargosunu kendilerinden teslim aldığını söylüyor. Kitapkurtlarının sayısı gün geçtikçe artıyormuş üstelik. Kargo beklemek istemeyenler, siparişini teslim alırken çayını yudumlayabildiği İndie’de okumaya engel olacak gürültülü müzik, trafik sesi de yok. Bu durum kitapkurtlarını da sevindirmiş öğrendiğimize göre. Eve kadar sabredemeyenler bir masaya oturup okumanın keyfine varabiliyor. Kahir ekseriyeti öğrenciler olsa da Kadıköy’ün sakinleri de teslimat noktasına alışmış görünüyor. Her geçen gün yolu buraya düşenlerin sayısı artıyor anladığımız kadarıyla.

Kitabınızı okurken “Bir şey içer misiniz?”, “Ne yemek istersiniz?” gibi sizi bölecek sorular da burada yok. Soğuk havalarda yeşil alanlarda okumak mümkün olmadığından, şu sıralar kafe biraz daha yoğun. Kitaplığı, sessizliği ve ulaşım kolaylığıyla İndie, kitap kurtlarının okumalık mekanları arasına girmeyi de hak ediyor bizce.

 

Bir Yüreğin Örneği…

Her şey örnek alınabilir iyi veya kötü her şey. Mesela bir çocuğa şiddet uygularsanız şiddeti iyi bir şey sanıp sizi örnek alabilir. Yetişkin olduğunda aynısını çocuklarına uygular. Çocuklar daha çok etkilenir çevresindeki olaylardan. Sen bir çocuğun yanında annesine şiddet uygularsan, anne hem evladının maruz kaldığı görüntünün hüznüyle ağlar. Hem de darbın onda açtığı yaraların acısıyla ağlar.

Siz bir yüreği örnek alabilir misiniz?

“Örnek bir yürek nasıl olur?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bir kere iyi ve örnek bir yürek hiç kötülük düşünmez. Çevresini de iyiye yönlendirip kötülükten uzak durması için çabalar. İşte benim için en önemlisi ne biliyor musunuz sevgili okurlarım: niyet. Niyet bana göre insanın bütün davranışlarının temel taşı. İyi niyetli biri asla kötülük edemez. Çünkü vicdanı izin vermez. Allah herkese vicdan rahatlığı versin. Bu dünyada vicdan azabı, ahiretteki cehennem azabı gibidir. Nasıl ki elini yaktığında canın yanıyorsa vicdan azabı da öyle canını yakar. Sizlere tavsiyem vicdan azabından ve cehennem azabından uzak tutalım kendimizi.

Kalbim kalbinizde atıyor. Sosyal medya hesaplarımdan o kadar güzel yorum ve mesajlar alıyorum ki anlatamam. Beni bir çırpıda kabullendiniz. Örnek olduğumu söylüyorsunuz. Bu beni çok mutlu ediyor. İlginize sonsuz teşekkürler. Biraz da kitap okuma yönümle tanıyın istiyorum. Öncelikle nasıl kitap okuduğumdan bahsedeyim isterseniz… Bilindiği üzere ben ellerimi kullanamıyorum. Önüme alıp okuyamıyorum. Bu yüzden her şeyi bilgisayar   üzerinden yaptığım gibi, kitap okumayı da bilgisayar üzerinden gerçekleştiriyorum. Yani PDF olarak indirip öyle okuyorum. Bu yaptığım ne kadar doğru bilmiyorum. Çünkü her yazar kitabının alınıp okunmasını ister. Ama ben maalesef kitapları sizler gibi koklayarak bağrıma basarak okuyamıyorum. İlk okuduğum kitap, Kahraman Tazeoğlu, Bukre’ydi. Okumayanlarınız varsa mutlaka okumalı. Kahraman Tazeoğlu’nun kitaplarını okurken, bir şey yersin de güzel bir tat kalır ya damağında, öyle bir şey. Kahraman Bey’in de kitaplarında öyle bir tat var. Yazıyor bilemiyorum. Ama bu lezzetin sırrını öğrenmeliyim ki, kendisi gibi başarılı yazar olabileyim. Şimdi tek isteğim, kanadı kırık Melek’in kanadına takılanlar isimli ilk kitabımdan elde edeceğim kazançla ev anneme almak. İkinci kitabımla da ünümü devam ettirip, kütüphanesi olmayan okullarımıza kütüphane yaptırmak amacındayım. Önce Allah’ın izniyle ve sizlerin desteğiyle hayallerime ulaşacağım. Seviliyorsunuz.

 

Kısa Kısa Kitap: 08

Kitapkurtları! Sizin için birbirinden güzide dört kitap seçtik ve #KısaKısaKitap incelemesi yaptık. ✍️ Haritadan hangi kitaba başlayacağınızı bulabilir, kitap detaylarını görmek için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. Keyifli okumalar! 📚

Kitapları detaylı incelemek için buraya👈

Instagram’da görüntülemek için buraya👈

 

Bir Görüşte Kitap: Yabancı

Bir Görüşte Kitap, Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan, Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

Albert Camus’un “Yabancı” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ #BirGörüşteKitap

Instagram’da görüntülemek için buraya👈

 

Kargonuz Üsküdar’ın kalbinde

Kitaba hızlı ulaşmak isteyen okurlarımız için Türkiye genelinde teslimat noktalarını artırıyor. Bu noktalardan biri de tarihi semt Üsküdar’daki Na-dide Cafe. Kargo bekleyerek vakit kaybetmek istemeyen kitapkurtları, siparişlerine buradan kolaylıkla ulaşıyor.

Kitap okurken huzurla çay içilebilecek sükûnetli mekân bulmak İstanbul’da bir hayli zor. Nereye gitseniz kalabalık ve gürültü sizi takip ediyor. Üsküdar Selami Ali Efendi Caddesi’ndeki Na-dide Cafe’deyse günün hangi saatinde giderseniz gidin bu huzur hakim. Mekanın kitap dostu olduğunu söylemeye lüzum yok sanırız. Kitapla buluşmak için saatleri sayanlar, Üsküdar’ın kalbindeki kafenin kapısını çalıyor. En çok Üsküdar’ın meskunları burayı tercih ediyor. Öğrenciler ve ilçede çalışanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok.

Mekanda belli aralıklarla Nadide Kitaplar Müzayedesi de düzenleniyor. Münadi Ziyaver Şencan’ın moderatörlük yaptığı müzayedeler oldukça çekişmeli geçiyor öğrendiğimize göre. Nasıl geçmesin ki? Artık baskısı yapılmayan kitaplar, imzalı eserler, antolojiler, bulmakta zorlanacağınız nice eser müzayedeler sayesinde seveniyle buluşuyor. Müzayedeye çıkacak eserler önceden katılımcılarla paylaşılıyor. Böylelikle dikkatinizi çeken kitaplar için toplanmış oluyorsunuz. Piyasa fiyatları 100, 200, 500, hatta 1.000 lira olmasına karşın kitapseverlerin huzuruna teklifle çıkıyor kitaplar. Bir başka ifadeyle bin liralık eseri on liraya satın alındığı da vaki.

Mekan aynı zamanda okur-yazar buluşmalarının da adresi. İlber Ortaylı, Canan Karatay gibi önemli bilim insanı ve yazarları ağırlayan cafe, ilerleyen zaman diliminde de okumayı hayatının merkezine koyanları yazarlarla bir araya getirmeye devam edecek.

Hayata Güzel Bak ki, Güzel Yüzünü Gör…

Merhaba değerli okurlarım. Ben hiç eğitim görmedim deneyimli bir yazar da değilim. Ama ne hikmetse bazı okurlarım beni eğitimli zannediyor. İtiraf edeyim hoşuma gidiyor. Eğitimli olmadan eğitimli hissetmek güzel bir duygu. Başlıktan da anlaşılacağı gibi, ben hayata hep pozitif baktım. Hayat da bana aydınlık ve güzel yüzünü gösterdi. Işınlarıyla acılı çiğ köfte tadında hayatıma ışık tuttu. Sonra engellerle dolu yolumu takılmadan geçmemi sağladı. Ne diyorduk, çiğ köfte güzeldir. Bir o kadar da acı.  Hayatta insanın ömründe acı izler bırakıyor.

Eğitim almadan yazar ünvanı kazandım. Sizlere ne kadar teşekkür etsem az. Şimdiyse hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip bir e-dergide, Kitap Dergisi’nde yazıyorum işte. Beni tanımayan okurlarıma kendi hayat hikâyemden bahsedeyim… Ben 1980 doğumluyum. Bebekliğimin üçüncü ayında menenjit hastalığı bedenimi değil, yürüyeceğim yolu da yakıp kavurdu. Annem babam hastane hastane dolaştırıp çare aramıştı. Ne hastalığıma çare bulunmuştu ne de ailem beni gezdirmekten yılmıştı. Elbette bir anne baba için kolay değildi onların yaşadıkları. İlk çocuk önemlidir, bir anne baba için.  İlk çocuk sorumluğu da ayrıdır bu yüzden. Ailem bana böyle bir sorumluluk yüklemese de engelimden dolayı, ben her hayırlı evladın alması gereken sorumluluğu almak istedim. Bedenime inat “benim de yapabileceğim bir şeyler olmalı” diyerek çıktım yola. Ateşle kaplı yolda yüreğimle ilerliyorum. O yol ateş ve diken dolu olsa da dikenlerin arasından gül yetiştirip engelimle barışık yaşamayı başardım. Engelim bir gül dalı, ben de onun goncasıyım. Tam otuz sekiz yıldır bu böyle. Ailem de benim tavırlarıma, davranışlarıma bakıp engelimle yaşamayı öğrendiler. Ahireti düşündükçe engelimi daha da sever oldum.

Sonra yazarlık serüvenim başladı. Yazarlığa başlamadan önce çok araştırdım. Bakmadığım site kalmadı. Sonunda birkaç internet haber sitesinden olumlu dönüş aldım. Ben de yazarlığa başlamış oldum. Hem yazarlık yapıyor, hem de kendimi geliştiriyordum. Etkili yazı yazmak adına ünlü yazarların kitaplarını okuyordum. Kahraman Tazeoğlu hayranıyım. Bunu Kitap Dergisi’nden Süheyla Sancar’a verdiğim röportajda da okudunuz zaten. Öyle bir kitap dili kullanıyor ki Tazeoğlu, onun kullandığı kelimeler benim aklıma gelmez. Kitabımı çok sevdiniz. Bana destek oldunuz. Kitap yazmayı düşünmüyordum açıkçası. Benim planım “Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar” isimli kitabım da yer alan “Kanadı Kırık Melek” adındaki hikâyemi kısa film yapmaktı. Maalesef bu planımı hayata geçiremedim. Film kitaptan daha maliyetli malumunuz. Egemen Yayınevi’nin sahibi Fahrettin Yüksel sosyal medya sayfalarımdan birine bir mesaj attı: “Kitap çıkarmak istersem maliyetini kesmek şartıyla benden ücret almadan kitabımı basarım.” dedi.  Hemen kabul etmedim tabii.

Yerel haberler sayesinde ilk bin tane kitap satıldı. Fazla tanıtım olmayınca satışlar durdu. TRT Haber Sakarya temsilcisi Mehmet Karakaş haber yapınca, beni herkes tanıdı. Sosyal medya da benim için kampanyalar yapılıp kitabımın satışı sağlandı. Anneme ev alabilmem için, Türkiye’nin yarısı seferber oldu. Sonra Kitapyurdu öyle bir duyarlılık gösterdi ki, mutluluğumu anlatamam. Kitabın satış kazancının tamamını gelip bizzat bana teslim ettiler. Onlara tekrar teşekkür ediyorum. Fakat hala hedefime ulaşamadım… Hedefe ulaşmam için, 50 bin kitap daha satılması gerekiyor. Şimdiyse bana Kitap Dergisi’nde yazarlık imkânı verildi. Belli aralıklarla sizlerle buluşacağız. Bu benim ilk yazım, çok heyecanlıyım. Beni burada da yalnız bırakmayacağınızı umuyorum. Sevgilerimi sunuyorum.

Rukiye Türeyen