İnfografik: 2019’da Kitapyurdu.com

Okurlarımıza umut, sağlık ve sevgi dolu bir 2020 dilerken, “2019’da Kitapyurdu’nda neler olmuş”u merak edenleri aşağıdaki infografik ile baş başa bırakıyoruz 🙂

Uzun görsel için buraya!

Bir Görüşte Kitap: Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

Grigory Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ 

Kitabı cebine sığsın isteyenler buraya!

Instagram’da görüntülemek için #BirGörüşteKitap👈

 

Bir Görüşte Kitap: Çalıkuşu

Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ 

Instagram’da görüntülemek için #BirGörüşteKitap👈

 

Yazarlar Cevaplıyor: Ahmet Ümit

Ahmet Ümit’e, yazarlığa nasıl başladığından Başkomiser Nevzat’a, şiirlerinden Aşkımız Eski Bir Roman’a, hobilerinden sosyal medya kullanımına kadar birçok soru yönelttik. İçtenlikle ve samimiyetle cevapladı.

Tüm Ahmet Ümit kitapları için 👈

Soruları liste halinde izlemek için 👈

Bir Görüşte Kitap: Yaşlı Adam ve Deniz

Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ 

Instagram’da görüntülemek için #BirGörüşteKitap👈

 

Bir Görüşte Kitap: Huzursuzluk

Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ 

Instagram’da görüntülemek için #BirGörüşteKitap👈

 

İçerdeki Kedi

Biliyoruz ki kediler, edebiyatçılar ve edebiyat severler için her zaman ayrı yeri olan bir konudur. Birçok yazar yaşamında, kelimelerinin arasında ve hayallerinde kedilere farklı biçimlerde yer vermiştir.

İtiraz eden, okuyucuyu kışkırtan ve tüm yazım kalıplarını reddeden bir yazardan “İçerdeki Kedi” gibi içindekileri ulu orta, samimiyetle açığa vuran bir metin beklemiyorsunuz. Ama Burroughs, tüm yazım hayatı boyunca nasıl ki alışılagelmiş anlatı biçimlerine karşı durmuşsa belki de bu son metninde, bu defa kendi anlatı biçimine bir karşı duruş sergilemiştir. Yeniyi denemekten vazgeçmeyen bir yazar için İçerdeki Kedi, “kendi için yeni” sayılamaz mı?

İçerdeki Kedi, William S. Burroughs

William S. Burroughs kitabında, yaşamının son yıllarını beraber geçirdiği Ruski, Smokey, Calico Jane ve Fletch ismindeki kedileriyle arasındaki ilişkiyi, gerçek ve hayal arasında bir ara bölgede yazarak anlatıyor. Metinlerin neresi gerçekten yaşanmış, neresi hayal edilmiş anlamak kolay değil. Kedilerle arasındaki ilişkiyi, bir kediyi belli belirsiz hatırladığı ilk çocukluk anısından başlayarak, çocukluk ve üniversite anılarından, hayatının son demlerini kaleme aldığı günlüklerinden faydalanarak anlatıyor. Bu sayede “İçerdeki Kedi”de, kedileri sayesinde Burroughs‘un yaşamına ve hayallerine aracısız biçimde bakma fırsatı elde ediyorsunuz: “”Eski mısırlılar kedilerini kaybettiklerinde yas tutar ve kaşlarını tıraş ederlermiş. Bir kediyi kaybetmek neden başka birini kaybetmek kadar dokunaklı ve yürek parçalayıcı olmasın ki? Küçük ölümler, ölümlerin en üzücüsüdür.”  

Aslında metin boyunca kediler onun dünyasına açılan pencereler haline geliyor. Ve içeri bakıp bilmediğiniz bir Burroughs’u görme şansınız oluyor. Doğrusu metinde olmayan bir anlamı da metne yükleme haksızlığı yapmamak gerekir. Çünkü yazı üzerine yazmak da nihayetinde yazmaktır ve eninde sonunda her yazma eylemi gerçeğin bir çeşit dedikodusudur. Bu sebeple İçerdeki Kedi’yi okuyun. İçerdeki Kedi, anlaması zor kitaplar yazan Burroughs’a yeni başlayanlara bir şans tanıyacaktır: “Gri kedinin benimle bağlantı kurmak için onu yanında getirdiği açıktı. Beyaz kedinin çok teklifsiz olduğunu düşündüm ve onu eve almadım.”

Ölümcül Cehaletten Kurtaran Kediler

“… Etrafında üç küçük yavruyla anne kedinin de odun yığınının üstünde durduğunu görebiliyordum artık. Bana doğru süzülerek geldi ve kafasını elime sürttü. … O hareketin basitliği çok dokunaklıydı.”

“Kedilerimle aramdaki ilişki beni ölümcül ve her şeye nüfuz eden bir cehaletten kurtardı.”


Fletch’in sevimliliğine dört yıldız veriyorum. Çoğu özellik gibi, sevimlilik de olmadığı şey ile tanımlanır. İnsanların çoğu hiç mi hiç sevimli değildir ya da sevimlilerse de sevimliliklerini çabucak geride bırakırlar… Zarafet, nezaket, incelik ve kendinin farkında olmama hali: Sevimli olduğunun farkında olan bir varlık çok geçmeden sevimsizleşir.”


Bir kediyi sevmek için en uygun an yemek yediği andır. Köpekler içinse öyle değildir. Uyuyan bir kediyi sevmek iyidir. Uykusunda gerinir ve mırıldanır. Uyuyan köpeklere sakın dokunmayın.


“Beni seven herhangi biri için herhangi biri olabilirim”

Kafka Kadar Kitaplarını da Tanıyanlar İçin Öykü

Doğan Hızlan, çok satan kurgu kitapların bir bölümü için “bestseller sığlığı ve kolaycılığı” ifadesini kullanırken hiç de haksız değil. Konuşma dilinin basitliğini okuma dilinde de arayanların söz konusu olduğu aşikâr. Yazar kadar okurun da çabalaması gereken bir eylem ona göre okumak. Ama hayatın her alanında kolaya kaçıyoruz. Her şeyi kısa ve üstün körü anlatmaya odaklıyız. Sosyal medyada bile az kelime kullanmak evla. Düşünün twitter karakter sayısını artırdı. Kurucu Jack Dorsey, bu gelişmeden umutluydu. Lakin kullanıcıların daha çok yazmaya meyletmediğini tecrübe etti twitter. Dergi yazıları kısaldı, habercilik değişti, hap bilgi her şeyden çok hoşa gidiyor. “Aforizmalar çağı” derken bütün bunlardan söz etmiş de oluyoruz hasılı.

Aforizmalar paslı makasla kesilip yakalara iliştiriliyor

Sıraladıklarımıza karşın sadık okur, öyküyü sevmeye devam ediyor. Olayların arka planına ilgi duymaya devam ediyor. Daha çok “durum öykücülüğü” okurun ilgisine mazhar oluyor. Ben merkezli öyküler hiç olmadığı kadar rağbet görüyor. Kafka’nın kitaplarından çok, adı dolaşımda mesela. Mektuplarından satırlar duygulara tercüman olurken, onun yalnızlığı ve çaresizliği ıskalanıyor. Yalnızlık, mutsuzluk, çaresizlik hiç biri değilse melankoli modern öykücülüğün olamazsa olmazı elbette. Ama bireyselleşmenin ve yabancılaşmanın hayaleti gibi soyut algılamalar aforizma olarak tüketiliyor. Kitaplardan paslı makasla kesilip yakalara iliştiriliyor. En büyük haksızlık da bu türün ustalarına yapılmış oluyor tabii.

Edebiyata Fransız sanatçı Guy de Maupassant tarafından hediye edilen “olay öykücülüğü”nü sevenler neyse ki hâlâ var. Bir başka deyişle, hepimizin başına gelebilecek hadiseleri büyük bir merakla ilgi alanına dâhil edenler de söz konusu. Serimin davetiyle bir kapıdan geçmeyi başaran, düğümde işin içinden çıkabilmek için bütün dikkatini satılara veren ve nihayet çözüme ulaşan kitapseverler var. Her şeyin hızla benzeştiği ve hiçleştiği bir dönemde edebiyatın izleğini de onların zevkleri oluştursa demeden edemiyor insan. İlk Cinayet’le savunmasız kuşun cılız boynunu sıkıp ilk cinayetini işleyen Ömer’in suçluluğunu paylaşan, Sarı Bal’la Gesi Bağları’nda dolananları, yudumlaya yudumlaya okuyacakları bir öykü seçkisiyle baş başa bırakıyoruz.

Ömer Seyfettin Bütün Hikâyeleri

Öyküye İnanan İlk Yazarımız

Ömer Seyfettin Bütün Hikâyeleri
Karbon Kitaplar

Türk Edebiyatı’na olay öykücülüğünü kazandıran usta kalem Ömer Seyfettin’in hikâyeleri her okurun kalbini çelecek sadeliğe sahip. Dün yazılmış kadar güncel, herkesin başından geçecek kadar da çeşitliliğe sahip öyküleri Karbon Kitaplar on kitaplık set hâlinde okuruna sunuyor.


On Üç Büyülü Öykü 13 Yazar, 13 Öykü

Öykünün Büyüsüne Kapılın

On Üç Büyülü Öykü
Can Yayınları

Can Yayınları’nın yayımladığı “On Üç Büyülü Öykü” on üç farklı yazarın kaleminden çıkan öykülerden oluşuyor. Büyülü öyküler başlığı da zaten bu alandaki zenginliği ve büyüleyiciliğe atıfta buluyor. Cemil Kavukçu, İnci Aral, Nazlı Eray gibi türün usta isimleriyle yeni nesil çağdaşlarını da bu kitapla tanımamız mümkün.


On Üç Büyülü Öykü 13 Yazar, 13 Öykü

Lüzumlu Yazardan

Lüzumsuz Adam
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Atmosferi olduğu gibi yansıtan, gelişi güzel bir olayı ve zamanı kusursuzca zihnimize nakşeden yazarlardan biri Sait Faik Abasıyanık. Onun hayatın olağan akışı içinden derlediği anlardan mürekkep öyküleri son sayfaya geldiğinizde bile kafanızda akmaya devam edecek. Lüzumsuz Adam onun eserlerindeki samimiyeti anlamak için iyi bir tercih olacaktır.


Babaya Mektup

Mendil Altında İnsan Var

Mendil Altında
Bilgi Yayınları

Birbirinden güçlü, akılda kalıcı yirmi beş öyküden oluşan Mendil Altında, insanımızın bireysel ve toplumsal portresini olağanüstü bir derinlikte çiziyor. Öykünün usta kalemi Memduh Şevket Esendal, yaşamın kalıcı güzelliklerini, ölümsüz değerleri de damıtıyor ve görkemli bir öz halinde okura sunuyor.


On Üç Büyülü Öykü 13 Yazar, 13 Öykü

Zayıf Bir Çocuk ya da Dev Bir Yazar

Babaya Mektup
Karbon Kitaplar

Fotoğrafı kupalarda, çantalarda, tişörtlerde dolaşan, kitaplarından aforizmalar çıkarılan Kafka’yı gerçekten tanımak isteyenler için Babaya Mektup biçilmiş kaftan. Usta yazarın 1919’da babası Hermann Kafka’ya yazdığı ama yerine ulaşmayan mektubunu okuduğunuzda öykülerindeki derinliğin sebebini de keşfedeceksiniz.

Bir Görüşte Kitap: Fareler ve İnsanlar

Kitapyurdu.com ve Bir Yudum Kitap işbirliği ile hazırlanan Bir Görüşte Kitap serisi ile sizlere kitapları tanıtmaya devam ediyoruz.

John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” isimli eserini bir görüşte tanımak için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. 📚☕️ 

Instagram’da görüntülemek için #BirGörüşteKitap👈