Hayata Güzel Bak ki, Güzel Yüzünü Gör…

Merhaba değerli okurlarım. Ben hiç eğitim görmedim deneyimli bir yazar da değilim. Ama ne hikmetse bazı okurlarım beni eğitimli zannediyor. İtiraf edeyim hoşuma gidiyor. Eğitimli olmadan eğitimli hissetmek güzel bir duygu. Başlıktan da anlaşılacağı gibi, ben hayata hep pozitif baktım. Hayat da bana aydınlık ve güzel yüzünü gösterdi. Işınlarıyla acılı çiğ köfte tadında hayatıma ışık tuttu. Sonra engellerle dolu yolumu takılmadan geçmemi sağladı. Ne diyorduk, çiğ köfte güzeldir. Bir o kadar da acı.  Hayatta insanın ömründe acı izler bırakıyor.

Eğitim almadan yazar ünvanı kazandım. Sizlere ne kadar teşekkür etsem az. Şimdiyse hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip bir e-dergide, Kitap Dergisi’nde yazıyorum işte. Beni tanımayan okurlarıma kendi hayat hikâyemden bahsedeyim… Ben 1980 doğumluyum. Bebekliğimin üçüncü ayında menenjit hastalığı bedenimi değil, yürüyeceğim yolu da yakıp kavurdu. Annem babam hastane hastane dolaştırıp çare aramıştı. Ne hastalığıma çare bulunmuştu ne de ailem beni gezdirmekten yılmıştı. Elbette bir anne baba için kolay değildi onların yaşadıkları. İlk çocuk önemlidir, bir anne baba için.  İlk çocuk sorumluğu da ayrıdır bu yüzden. Ailem bana böyle bir sorumluluk yüklemese de engelimden dolayı, ben her hayırlı evladın alması gereken sorumluluğu almak istedim. Bedenime inat “benim de yapabileceğim bir şeyler olmalı” diyerek çıktım yola. Ateşle kaplı yolda yüreğimle ilerliyorum. O yol ateş ve diken dolu olsa da dikenlerin arasından gül yetiştirip engelimle barışık yaşamayı başardım. Engelim bir gül dalı, ben de onun goncasıyım. Tam otuz sekiz yıldır bu böyle. Ailem de benim tavırlarıma, davranışlarıma bakıp engelimle yaşamayı öğrendiler. Ahireti düşündükçe engelimi daha da sever oldum.

Sonra yazarlık serüvenim başladı. Yazarlığa başlamadan önce çok araştırdım. Bakmadığım site kalmadı. Sonunda birkaç internet haber sitesinden olumlu dönüş aldım. Ben de yazarlığa başlamış oldum. Hem yazarlık yapıyor, hem de kendimi geliştiriyordum. Etkili yazı yazmak adına ünlü yazarların kitaplarını okuyordum. Kahraman Tazeoğlu hayranıyım. Bunu Kitap Dergisi’nden Süheyla Sancar’a verdiğim röportajda da okudunuz zaten. Öyle bir kitap dili kullanıyor ki Tazeoğlu, onun kullandığı kelimeler benim aklıma gelmez. Kitabımı çok sevdiniz. Bana destek oldunuz. Kitap yazmayı düşünmüyordum açıkçası. Benim planım “Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar” isimli kitabım da yer alan “Kanadı Kırık Melek” adındaki hikâyemi kısa film yapmaktı. Maalesef bu planımı hayata geçiremedim. Film kitaptan daha maliyetli malumunuz. Egemen Yayınevi’nin sahibi Fahrettin Yüksel sosyal medya sayfalarımdan birine bir mesaj attı: “Kitap çıkarmak istersem maliyetini kesmek şartıyla benden ücret almadan kitabımı basarım.” dedi.  Hemen kabul etmedim tabii.

Yerel haberler sayesinde ilk bin tane kitap satıldı. Fazla tanıtım olmayınca satışlar durdu. TRT Haber Sakarya temsilcisi Mehmet Karakaş haber yapınca, beni herkes tanıdı. Sosyal medya da benim için kampanyalar yapılıp kitabımın satışı sağlandı. Anneme ev alabilmem için, Türkiye’nin yarısı seferber oldu. Sonra Kitapyurdu öyle bir duyarlılık gösterdi ki, mutluluğumu anlatamam. Kitabın satış kazancının tamamını gelip bizzat bana teslim ettiler. Onlara tekrar teşekkür ediyorum. Fakat hala hedefime ulaşamadım… Hedefe ulaşmam için, 50 bin kitap daha satılması gerekiyor. Şimdiyse bana Kitap Dergisi’nde yazarlık imkânı verildi. Belli aralıklarla sizlerle buluşacağız. Bu benim ilk yazım, çok heyecanlıyım. Beni burada da yalnız bırakmayacağınızı umuyorum. Sevgilerimi sunuyorum.

5 Yorumlar

  1. Tebrikler , hayırlı uğurlu olsun. Gayet de başarılı yazınız, nice yeni yazılarınız ve kitaplarınız olmasi dileği ile. Selamlar, sevgiler

  2. Kitabınızı hemen okudum…hepimiz mücadele icindeyiz bu hayatta..kimsenin acısı derdi problemi birbirinin aynı değil..buna şükür deyip yaşama devam ediyoruz..sizi de takdir ediyorum allah biran evvel evinize kavuştursun..güzel kapılar açsın sizlere…yazılarını takip ediyorum…sevgiyle kal…

CEVAPLA