Fransa Milli Kütüphanesi’nin Richelieu binası kapılarını okuyuculara yeniden açtı

Kökleri Fransa Kralı Charles V dönemine uzanan ve dünyanın sayılı kütüphanelerinden biri olan Bibliothèque nationale de France yani Fransa Milli Kütüphanesi’nin her yıl büyüyen koleksiyonunda yaklaşık olarak 180 bin el yazması ve 14 milyon kitap bulunuyor.

Bibliothèque nationale de France’in binası, sayfaları açık kitaplara benzeyen “L” harfi şeklinde tasarlanmış. Her biri 22 katlı olan kütüphanenin 4 kulesinin ismi: Zamanlar Kulesi, Kanunlar Kulesi, Sayılar Kulesi ve Harfler Kulesi’dir.

Kütüphanenin Rue de Richelieu’da bulunan Richelieu binasının, 2011’de başlayan ve ünlü Fransız mimar Bruno Gaudin tarafından planlanan restore çalışmaları tamamlandı ve okuyucuları yeniden ağırlamaya başladı.

Görsel

Postcrossing’e kardeş geldi: Bookcrossing

Dünyanın birçok yerinden posta kartı atmayı ve almayı sevenleri buluşturan postcrossing’den sonra şimdi de ‘bookcrossing’ isimli kitap paylaşım ağı kuruldu.

Kitapseverlerle paylaşmak istediğiniz kitabı, internet sitesi adresi üzerinden kaydederek, kitabınıza özel bir etiket oluşturup Kitabınızı etiketleyip başka bir okur ile buluşması için şehirde herhangi bir noktaya bırakıyorsunuz, böylece kitabınız bookcrossing sayesinde gezmeye başlıyor.

Detaylı bilgi için: www.bookcrossing.com

Türk Edebiyatı’nın Şairi Azamı: Abdülhak Hamit Tarhan

1852’de İstanbul’da Bebek’teki Hekimbaşı Yalısı’nda köklü ve eski bir ulema ailesinin ferdi olarak dünyaya geldi. Babası, tarihçi ve diplomat Müverrih Hayrullah Bey, annesi Kafkasya’dan kaçırılmış bir cariye olan Münteha Hanım’dır. Ailenin dört çocuğundan üçüncüsüdür (Diğerleri sırasıyla Fatma Fahrünnisâ Hanım, Abdülhâlik Nasuhi Bey ve Mihrinnisâ Hanım’dır).

Bebek Köşk Kapısı’ndaki Mahalle Mektebi’nin ardından bir süre Rumelihisarı Rüştiyesi’ne devam etti, daha sonra evde özel dersler alarak yetişti. Kendisine özel ders veren hocalardan Hoca Tahsin Efendi’nin üzerinde büyük etkisi oldu. 10 yaşındayken ağabeyi Nasuhi ile birlikte Paris’e Milli Eğitim müsteşarı olarak eğitim sistemini inceleyen babasının yanına gönderildi ve eğitimine orada devam etti. 1864 yılında Paris’ten İstanbul’a döndü. Gördüğü tek düzenli tahsil, Paris’teki bir buçuk senelik tahsilidir. Yurda döndükten sonra Robert Kolej’e girdiyse de asıl öğrenimini evde özel hocalardan aldı. Henüz çocuk yaşta iken usul-adap öğrenmek için bir okul vazifesi gören Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda katip olarak çalıştı. Bir yıl sonra babasının Tahran büyükelçisi olarak atanması üzerine onunla birlikte Tahran’a gitti. Farsça öğrendi ve İran edebiyatını tanıma fırsatı buldu.

Babasının ölümü üzerine 1867’de İstanbul’a dönen Abdülhak Hamit, memuriyet hayatına Maliye ile Şûrâ-yı Devlet Mektubî Kalemlerinde devam etti.Mektubî Kaleminde Ebüzziya Tevfik, Samipaşazade Sezai ve Baha Bey gibi devrin edebiyatçılarıyla arkadaşlık etme fırsatı buldu. 1873’te Recaizade Ekrem ile tanıştı ve yazarı “ikinci üstadı” olarak kabul etti (Birinci üstadı, dönemin genç yazarlarını etkisi altına alan Namık Kemal’dir). Bu arada Tahran hatıralarını anlatan “Maceray-ı Aşk” adlı ilk eserini yazdı.

1874 yılında Edirne’de ağabeyi Nasuhi Bey’in konağında Pirizade ailesinden on üç yaşındaki Fatma Hanım ile evlendi ve onunla beraber İstanbul’a döndü. Çiftin Abdülhak Hüseyin ve Hamide adında iki çocuğu oldu. Abdülhak Hamit, evliliğinin ilk yıllarında ilk şiirlerini yazdı. Ahmet Vefik Paşa, içinde atasözleri bulunan bir oyun yazmasını önermişti. Düğünden birkaç ay sonra onun öğüdüne uygun olarak Edirne’de “Sabr ü Sebat” adlı oyunu yazdı. “İçli Kız”, “Duhter-i Hindu” “Garam” ve “Sardanapal”, “Nazife” gibi eserleri bu dönemde verdi. Büyük bir üretkenlikle birbiri ardına çıkardığı kitapları geniş yankı buldu, ünü Osmanlı ülkesine yayıldı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk yıllarında eserler vermiş, modern edebiyatın doğuşunda etkin bir isimdir. Köklü ve eski bir ulema ailesinin ferdi olarak dünyaya gelmiş, hayatının her döneminde yüksek mevkilerde bulunmuş, dünyanın birçok yerini görme fırsatı yakalamış, çağının büyük ve güçlü bir sanatçısı sayılmıştır. Tanzimatı, Birinci ve İkinci Meşrutiyetleri ve Cumhuriyeti gören; bu devirlerdeki Tanzimat, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıyan sanatçı Türk edebiyatında Şair’i Azam (Büyük Şair) sıfatı ile anılır (Bu sıfatı ilk kez Süleyman Nazif kullandı). Uzun seneler diplomat olarak hem doğu hem de batı ülkelerinde bulunması nedeniyle iki edebiyatı da tanımış; Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirirken; batı yazarlarından etkilenerek yazdığı oyunlarla Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur.

Bütün arzusu Paris’e gitmek olan Hamit, Berlin sefaretine atandığından bundan memnun olmasa da Paris yoluyla Berlin’e gitmeye karar verdi; ancak bu arada ağabeyinin Rize’ye tayin olduğunu öğrenince karısının ve çocuklarının durumunu öğrenmek için İstanbul’a döndü. Bütün ailenin Nasuhi Bey ile Rize’ye gitmesine karar verilince onlarla birlikte gidip Batum, Kırım yolu ile Berlin’e gitmeyi düşündü. Yolda Kırım Savaşı’nın yapıldığı yerleri görme fırsatı buldu ve şehit Türk askerlerinin bir mezarı olmadığını görünce “Sivastapol Manzumesi”’ni kaleme aldı. (Şiir, sonradan “İlham-ı Vatan” adını aldı)

1881’de Poti şehbenderliğine (konsolosluğuna) atanan ama beğenmeyen Hamid, birkaç ay sonra Yunanistan’ın Golos şehrine atandı, burada karısı Fatma Hanım ile beraber üç yıl kaldı. 1883’te Bombay konsolosluğuna atandı. Hasta olan karısına havasının yarayacağını düşünerek bu görevi kabul etti. 3 yıl kaldığı Bombay’da doğanın güzellikleri coşkun şiirler için ilham verdi. Ancak Fatma Hanım’ın durumu iyileşmeyip verem teşhisi konulunca ailesi ile İstanbul’a doğru dönüş yoluna çıktı. Fatma Hanım, İstanbul’a varamadan Beyrut’ta vali olan Nasuhi Bey’in konağında hayatını kaybetti (1885). Şair, Beyrut’ta kaldığı kırk gün boyunca her gün Fatma Hanım’ın mezarını ziyaret etti ve ünlü şiiri “Makber ‘i” yazdı. Makber’in yayımlanması ile ünü birden arttı, imparatorluk sınırlarına çıktı. O güne kadar düzyazı alanındaki eserleriyle tanınan Hamit, eşinin ölümünden sonra şairliği ile anılır oldu.

İkinci dönem Tanzimat edebiyatının en verimli, üretken, kudretli yazarlarından olan Abdülhak Hamit, modern edebiyatımızın kurucularındandır. Doğu ile Batı arasında bir köprü olabilecek kadar kuvvetli bir kültüre sahiptir. Abdülhak Hamit Tarhan, şiirde tezatlara, şaşırtmacalara çok yer vermiş; lirik-felsefi bir anlayışla yazmıştır. Günlük hayat, ölüm, metafizik düşünceler, tabiat, aşk, vatan sevgisi gibi konuları işlemiştir.

Türkiye’de geniş yankılara yol açan “Şair-i Azam” adlı şiirini Tanin Gazetesi’nde yayımladı. Hamit, Şairi-i Azam şiirinin yayımlanmasının ardından Ankara hükümetinin devreye girmesiyle İstanbul’a geldi. Kendisine Ankara hükümeti tarafından maaş bağlandı ve belediyenin tarafından İstanbul’da Maçka Palas’ta bir daire sağlandı. Bu arada 1920’de eşi Lüsyen Hanım’dan dostça ayrılmıştı. Bir İtalyan kontu ile evlenen Lüsyen Hanım ile yazışmayı sürdürdü. 1922’de “Ruhlar”, 1923’te “Garam” ve 1924’te “Yabancı Dostlar”’ı yayımlandı. 1925’te “Arziler” ile “Cünün-ı Aşk” basıldı; aynı yıl 73. doğum yıldönümü Galatasaray Lisesi’nde Samipaşazade Sezai ile Halid Ziya’nın da bulunduğu bir törenle kutlandı.

TBMM III., IV. ve V. dönemlerde İstanbul milletvekili olarak görev yapmıştır. 12 Nisan 1937’de Maçka Palas’ta hayatını kaybetti. Ulusal cenaze töreniyle Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na gömüldü. Bu yeni mezarlığa gömülen ilk kişi o oldu.

[vc_cta h2=”” h4=”Abdülhak Hamid Tarhan’ın tüm eserlerini incelemek ister misiniz?” txt_align=”center” add_button=”bottom” btn_title=”Hemen İncele” btn_color=”warning” btn_align=”center” btn_i_icon_fontawesome=”fa fa-book” btn_add_icon=”true” btn_link=”url:http%3A%2F%2Fwww.kitapyurdu.com%2Findex.php%3Froute%3Dproduct%2Fmanufacturer_products%26sort%3Dpurchased_365%26order%3DDESC%26manufacturer_id%3D1713||”][/vc_cta]

Hayatta Kalanlar için Faydalı Bilgiler

Dünyanın sonunu konu alan birçok film çekildi, birçok kitap yazıldı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Carolina eyaletindeyse, olası kötü bir senaryoda, dünya nüfusunun büyük çoğunluğu yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalır ve teknoloji insanlığın imdadına yetişemezse diye düşünülerek Survivor Library adında bir kütüphane kuruldu.

Survivor Library’nin arşivi insanlığa medeniyeti yeniden inşa etmesi için kaynak olacak gösteren 7000 kitaptan oluşuyor. Kütüphanenin kataloğuna göz atmak isteyenler bu tarafa: survior library arşivi.

Mart Ayı Bandrol Verileri Yayınlandı

Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED), 2017 yılı Mart ayında 34.074.443 adet bandrol talep edildiğini açıkladı. 2016 yılının Mart ayı ile karşılaştırıldığında, bu yıl bandrol taleplerinde %8’lik bir artış görülüyor.

2017 yılı Mart ayında talep edilen bandrollerin kategori dağılımlarında ilk sırayı %40,5 ile eğitim alanındaki kitaplar alırken %26’sını yetişkin inceleme, araştırma kitapları ikinci sırada yer alıyor. Bandrol taleplerinin %12,5’ini çocuk ve gençlik kitapları, diğer %12,5’ini inanç kitapları, %9’unu yetişkin edebiyat sanat kitapları, %1’ini akademik yayınlar, yaklaşık %1‘ini ise ithal kitaplara yönelik bandrol başvuruları oluşturuyor.

The Disconnected: Tutunamayanlar şimdi de İngilizce

1971  yılında yayımlanan ve ve UNESCO tarafından “Türkçe edebiyatı en iyi şekilde temsil eden kitap” olarak tanıtılan Oğuz Atay’ın  ilk romanı ve Türkiye edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen  ‘Tutunamayanlar’, Sevin Seydi çevirisi ile İngilizce olarak ‘The Disconnected’ ismiyle raflardaki yerini geç de olsa aldı.

Sevin Seydi ismi kulağınıza tanıdık gelebilir. Oğuz Atay,  ‘Tutunamayanlar’ ve ‘Tehlikeli Oyunlar’ kitaplarını Tutunamayanlar’ın çevirmeni Sevin Seydi’ye ithaf etmişti ve Sevin Seydi de bu eserlerin ilk baskılarının kapak tasarımlarını da yapmıştı.

Tutunamayanlar İngilizce’den önceden Het leven in stukken ismi ile Hollandacaya, Die Haltlosen ismi ile Almanca’ya çevrilmişti.

Kitapyurdu’nun Düzenlediği “Kitap ve İnsan” Yarışması Sonuçlandı

Katılımın 31 Mart 2017’de sona erdiği “kitapyurdu.com”un düzenlediği “Kitap ve İnsan” konulu fotoğraf yarışmasının sonuçları belli oldu. Her bir yarışmacının en fazla 3 fotoğrafla katılabildiği yarışmaya rekor sayıda katılım oldu. Yarışma jürisi, yarışma kapsamında 2.172 fotoğrafçının 4.924 fotoğrafını değerlendirdi.

Değerlendirmeler İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) Salonu’nda yapıldı. Değerlendirme sürecinde yarışmaya katılan fotoğraflar, yarışmanın jürisine projeksiyonda fotoğrafçının ismi belirtilmeden teker teker gösterildi ve 5 jüri üyesinden en az bir kişinin oy verdiği fotoğraflar ikinci tura kaldı. İkinci tura kalan fotoğraflar yeniden gösterildi ve ikinci turda en az iki jüri üyesinin oy verdiği fotoğraflar üçüncü tura kaldı. Üçüncü turda ise, en az üç ya da dört jüri üyesinin oy verdiği fotoğraflar dördüncü turda değerlendirildi. Dördüncü tura kalabilen fotoğraflar arasından ‘Sergileme’ ödülünü kazanmış fotoğraflar seçildi. Dördüncü tura kalan bu fotoğraflar arasından jüri üyelerinin tamamı tarafından oy alanlar, ödülü kazananın belirleneceği son tura kalmış oldu. Son oylama turunda ise kalan fotoğraflar, jüri üyeleri tarafından gizli bir biçimde puanlandı ve fotoğrafların aldıkları toplam puanlara göre ödül veya mansiyon alan fotoğraflar belirlendi.

Birincilik Ödülü’nü Ali Demir, İkincilik Ödülü’nü Şerife Keser, Üçüncülük Ödülü’nü Veli Dölek, Mansiyon Ödülleri’ni ise Yüksel Açıkgöz, Özkan Çörek, Berhan Aybars kazandı.

Ahmet Esgici, Sena Özcan, Sertaç Nurtan, Emre Bulduk, Ömür Haydaroğlu, Hüseyin Sarı, Ayşe Özyer, Çiğdem Gül Dip, Veli Dölek, Mehmet Şah Deniz, Harika Akas, Serçin Altınöz, Oğuz İpçi, Esra Toprak, Haşim Kandilcioğlu, Emre Bostanoğlu, Şükrü Sarıkaya, Oğuz Miraç Sönmez, İnanç Kalaycı, Feyza Çanakçı, Leyla Emektar, Ali Haydar Ceylan, Mehmet Serhat Gürsoy, Cem Büke Deniz ve Tahir Akay ise sergileme ödülüne layık görüldü.

Yarışmayı kazanan fotoğrafçılar aşağıda belirtilen ödülleri almaya hak kazandı.

Yarışmanın Ödülleri:
Birincilik: 3.000TL değerinde “kitapyurdu.com kitap hediye çeki”
İkincilik: 2.000TL değerinde “kitapyurdu.com kitap hediye çeki”
Üçüncülük: 1.000TL değerinde “kitapyurdu.com kitap hediye çeki”
Mansiyon (3 adet): 500TL değerinde “kitapyurdu.com kitap hediye çeki”
Sergileme (25 adet): 200TL değerinde “kitapyurdu.com kitap hediye çeki”
Satın Alma (DK’nin istediği sayıda): 200TL değerinde “kitapyurdu.com kitap hediye çeki”

Ödül Kazanan Fotoğraflar & Sergilemeler:

[ngg_images source=”galleries” container_ids=”2″ display_type=”photocrati-nextgen_pro_masonry” size=”320″ padding=”4″ display_type_view=”default” ngg_triggers_display=”never” captions_enabled=”1″ captions_display_sharing=”0″ captions_display_title=”1″ captions_display_description=”0″ captions_animation=”fade” slug=”kitap-ve-insan” order_by=”sortorder” order_direction=”ASC” returns=”included” maximum_entity_count=”500″] 

Detaylı bilgi: TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) sonuç sayfası

 

Ödüllü Edebiyat Ajanlığı

Birleşik Krallık Yayıncılar Birliği (IPA) işbirliğiyle düzenlenen  Londra Kitap Fuarı Uluslararası Üstün Başarı Ödülleri’ne aday gösterilen Kalem Ajans‘ın kurucusu Nermin Mollaoğlu, ‘Edebiyat Ajanı Ödülü’nü kazandı.

(Görsel)

Nermin Mollaoğlu’nun kurucusu olduğu Kalem Ajans, Türkçe ile 36 farklı dil arasında çeviri hizmeti, Telif Hakları Yönetimi, Yayıncılık Danışmanlığı / Uluslararası İlişkiler, Edebiyat Etkinlikleri Organizasyonu / Profesyonel Yayıncılık Buluşmaları / Çeviri Atölyeleri, AB Kültür Programı Projeleri Danışmanlığı gibi alanlarda hizmet veriyor.

Bir Ödül de Rusya’dan

Orhan Pamuk’un kitapları altmıştan fazla dile çevrilip yüzden fazla ülkede yayımlandı. Birçok kurum ve kuruluştan aldığı çeşitli edebiyat ödüllerinin arasına 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü de ekleyen Orhan Pamuk, tüm bu başarılarına Mevlut Karataş’ın isimli karakterin hikâyesi üzerinden İstanbul ile  Türkiye’nin son 50 yılını gözler önüne seren dokuzuncu romanı ‘‘Kafamda Bir Tuhaflık’’  ile  adını ünlü Rus yazar Tolstoy’un günümüzde müze ve kütüphane olan evinden alan Yasnaya Polyana Edebiyat Ödülü’nü de ekliyor.

Ayrıca, Rusya’nın köklü eğitim kurumlarından St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nin Türkoloji Bölümü, Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’a şeref doktorası verecek.