“Akıl Oyunları Hayatımı Tam Olarak Anlatmıyor.”

 

Sekiz dalda Oscar Ödülü’ne aday gösterilen Akıl Oyunları’nı izleyici için eşsiz kılan isim, Amerikalı dahi John Nash. Onun hayat öyküsüne dayanan senaryo, şizofreni gerçeğiyle yüzleştiriyordu izleyicisini. Toplumun kenarına itilen, gündelik hayatın içinde çoğu zaman yok sayılan şizofrenlerden biri değil Nash. O iyileşmeyi başarmıştır. Kendisi de bu durumun onu ilginç kıldığı kanaatinde: “Akıl sağlığı bir defa kaybedildiğinde geri kazanılan bir olgu değil. Bu konuda destek veren yapıların daimi müşterisi oluyorsunuz. Ekonomik özgürlüğünüzü yeniden kazanmak söz konusu değil. Bendeyse bu böyle olmadı. Akıl sağlığının iyileşmesi söz konusu.”

O henüz yirmi bir yaşındayken yazdığı “oyun teorisi” başlıklı teziyle bilim çevrelerini etkileyen, peşi sıra Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan ünlü bir matematik dehası. Oyun kuramı ve diferansiyel geometri alanında çok önemli başarılara imza atmış ünlü matematikçi John Nash sadece akıl almaz akademik başarısıyla özetlenemez. Zekâsını soğuk savaş döneminde ABD ordusu adına şifre çözücü olarak da çalışarak da ispatladı Nash.

Şizofreniyle İkinci Savaş: “Oğlum Akıl Hastası”

 Bütün bu başarılara imza atarken onun ardından gölge gibi takip eden şizofreniyle mücadelesini filmi izleyenleriniz hatırlayacaktır. 1959’da, ruhsal bozukluk belirtilerini açıkça göstermeye başlamıştır. Git gide seyrini artıran hastalık onu sonunda hastanede yatmaya mecbur bırakır. Paranoid şizofreni teşhisiyle ruh hastalıkları hastanelerinde senelerini geçirir. Nash Akıl Oyunları’nda gördüğü sanrıların gerçeği yansıtmadığını açıkça ifade ediyor. Özellikle hayali oda arkadaşı, kendisinin hastalık seyrinde yaşadığı bir durum değil: “Olmayan kişileri sesleri ruhlar… Bunları filme yansıtmak mümkün değil. Bu yüzden, Filmde görülebilen biri gösterilirse, izleyicinin anlaması daha kolay oldu.”

Tedavi olumlu yanıt verdiğinde sene 1970 olmuştur. Akademik kariyerine geri dönebilmek için on sene daha beklemek gerekir ne yazık ki. 1980’lerin ortasında öğrencilerine kavuşur John Nash.  Onun hayatının kilometre taşlarından biri de Alicia Larde ile tanışması. Massachusetts Institute of Technology’de profesörlük yaparken öğrenci olan güzel hanımefendiyle kısa sürede birbirlerine aşık olup evlenirler. Henüz hastalık belirtilerini göstermemiştir. Ama teşhis konduğunda da Alicia için bir şey değişmez. Hastalıkla savaşında onunla mevzilenmekten geri durmaz Alicia. Desteği ve ilgisiyle Nash kariyerini yeniden kazanır. 2015 yılında hayata gözlerini yuman Alicia bir ömür en büyük destekçisi olur eşinin.  Nash çiftinin evlatları Johnny de ne yazık ki paranoid şizofren. Kendisinin geçtiği yollardan geçen oğlu için ünlü matematikçinin söyleyecek çok şeyi var. Çeviri Konuşmalar ve Kitapyurdu.com işbirliğiyle Türkçeye çevrilen konuşmasında Nash, Akıl Oyunları filminden, senaryonun kendi hayatını ne ölçüde yansıttığından bahsediyor.  Oğlunun rahatsızlığından bahsederken, kurduğu cümle şizofreni ile otuz yıl süren savaşının oğlunun hastalığı dolayısıyla yeniden başladığını anlıyorsunuz: “Şu an akıl hastası değilim. Herhangi bir ilaç kullanmıyorum. Ama oğlum maalesef akıl hastası, ilaç, terapi aşamasında. Bunun nereye varacağını biz de bilmiyoruz. ”

Bu yazı Süheyla Sancar tarafından yazılmıştır.

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA