Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ülke çapında gerçekleştirdiği kütüphaneler 2017 yılı sonuçlarını açıkladı. Raporda ülkemizdeki kütüphane sayısındaki artış dikkat çekiyor. 2016 yılına kıyasla daha çok kütüphane kitapseverlerin hizmetinde. Buna göre, Türkiye’de 1 milli kütüphane, 1146 halk kütüphanesi, 564 üniversite kütüphanesi ve 26 bin 415 okul kütüphanesi olmak üzere toplam 28 bin 126 kütüphane bulunuyor. Ülke genelindeki kayıtlı kitap sayısı ise, 1 milyon 410 bin 489 oldu.
Tek Milli Kütüphane Cazibesini Koruyor
Milli Kütüphane Arşivi, 15 Nisan 1946’da sekiz bin eserle Ankara’da küçük büroda kuruldu. O günden bugüne kitapseverlerin gözdesi kurum, 2016 yılına göre %8,6 artış kaydederek 1 milyon 410 bin 489 esere ulaştı.
Üniversitelerde Ders Çalışan Çok Kitap Alan Yok
Kütüphanelere kayıtlı üye sayısında fazla değişim olmadığı görülüyor. Raporda yükseköğretim kurumlarının istatistikleri de yer alıyor. Hangi kütüphaneye gitseniz elinde kalın ciltlerle tarih, fizik çalışan öğrencilere rastlıyorsunuz. O kadar ki, çoğunda kitap okuyacak yer de bulunmuyor. Ancak üniversitelilerin kütüphanelerde oluşu yanıltmasın. Öğrenciler kütüphanelere üye olmuyor. Kitap almıyor. Kayıtlı öğrenci sayısı bir yılda yalnızca %0,1 oranında arttı. Sekiz milyona yakın üniversitelinin yarısı dahi üye değil. 2017’de üyelik sahibi öğrenci 3 milyon 814 bin 500 olarak belirlendi.
Üniversite kütüphanelerinin sayısı, 2017 yılında 2016 yılına göre %2,2 artarak 564’e yükseldi. Üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısı ise, 16 milyon 385 bin 532 olarak belirlendi
Kitapkurtları! Sizin için birbirinden güzide dört kitap seçtik ve #KısaKısaKitap incelemesi yaptık. ✍️ Haritadan hangi kitaba başlayacağınızı bulabilir, kitap detaylarını görmek için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. Keyifli okumalar! 📚
Siyaset kuramcısı Chantal Mouffe, 1985 yılında eşi Ernesto Laclau birlikte yazdığı “Hegemonya ve Sosyalist Strateji” kitabı sol çevreleri derinden sarsar. Bu kitap, Ortodoks marksizmin sınıf ve siyasi kimlik anlayışını yeniden sorguluyordur. Bu eleştiriler, haliyle solda yeni açılımlar da getiriyordu. Liberal demokrasi değerlendirmeleri ve çatışmacı siyasete yaptığı vurgu dikkat çekti. Kendisi radikal demokrasi kavramının kuramcısı kabul edildi.
Mouffe, Avrupa’da yükselen sağ popülizmini değerlendiren isimlerin de arasında yer alıyor. Kitaplarında, buna karşılık sol popülist cepheyi kurmak gerektiğini savunuyor. O her ne kadar bilinirliğe önem vermese de, Avrupa sol popülist partilerinin düşünsel altyapısını oluşturan kişi de ondan başkası değil.
Siyaset kuramlarına paralel olarak demokrasilerde rakiplerin merkeze kayması meselesine de açıklık getirdi. Rakiplerin merkeze yaklaşmasını olumlu görenlerin karşısında yer alıyordu. Politikada bu tür kaymaların demokrasiyi pekiştirmeyeceğine ilişkin değerlendirmeleri dikkat çekti. Merkeze kayma, ‘uzlaşma’ temsili demokrasiyi sekteye uğratan unsurlardan biri ona göre. Mouffe, seçmenlerin alternatiflerinin kısıtlayarak sistemin kilitlenmesi ihtimalini de buna bağlıyor.
Düşünür sadece siyaset kuramlarıyla ilgilenmedi. Psikoloji ve sosyal psikoloji alanıyla da yakından ilgili. Toplumsal şiddeti değerlendirirken insanı anlamaya yöneldi.İnsan psikolojisindeki saldırgan içgüdüye işaret eden Mouffe, insan ilişkilerinde çatışma potansiyelinin daima var olduğu hatırlatıyor. Ancak potansiyel asla bir arada yaşamaya engel değildir.
Politika teorisi profesörü düşünürün, kitapları pek çok dile çevrildi. Mouffe hegemonya, işçi sınıfı, toplumsal hareketler ve feminizm konularına yoğunlaşıyor. Kitapyurdu’nun katkılarıyla Çeviri Konuşmalar tarafından tercüme edilen bu videoda ise, yükselen sağ popülizmine karşı önerilerinden bir bölümü izleyeceksiniz.
Kitapkurtları! Sizin için birbirinden güzide üç kitap seçtik ve #KısaKısaKitap incelemesi yaptık. ✍️ Haritadan hangi kitaba başlayacağınızı bulabilir, kitap detaylarını görmek için görselleri sırayla tıklayarak inceleyebilirsiniz. Keyifli okumalar! 📚