“Yıldızlara Ulaşmaya Çalışan Kız Çocukları’na”

Paola Peretti birden bire ışığı kaybeder. “Bütün çocuklar karanlıktan korkar.” cümlesiyle başlayan romanı kaleme alacağından bihaberdir. Henüz on dört yaşındadır. Üç yıl içerisinde stargardt hastalığı renkleri, suretleri silikleştirmeye, onun değimiyle en kötü renk griye dönüştürmektedir. Ailesinin yanında kendi korunaklı florasındadır. Ancak, “umutsuzluk” karanlığı daha da koyulaştırır. Onu hayatta tutacak sebepleri bulmak ışığı da beraberinde getirir.

Otuzlu yaşların başındaki Paola Peretti bugün yirmi dilde yayınlanan, Küçük Prens’le birlikte zikredilen kitaplardan birinin yazarı. The Guardian’a verdiği röportajda Peretti, “Ben ve Kiraz Ağacı Arasındaki Mesafenin” bir sonuç olduğunu söylüyor. Korkuya ve karanlığa karşı, güçlü ve büyüleyici bir sonuç.

Kitabın kahramanı Mafalda henüz dokuz yaşındadır. İki haneli yaşlara geçtiğinde gözündeki karanlık nokta biraz daha büyüyecektir ne yazık ki. Önceleri içe kapanan ufaklık sevdiklerinin de rehberliğinde “en sevdiğim şeyler” listesini yapacak cesarete ulaşır. Bu görme kaybı bakış açısını değiştirmeye vesile olur. Ancak Amazon gibi dirençli ve korkusuz olmakla eş değerdir karanlığa saplanırken mutlu olabilmek. Mafalda’nın mücadelesine ilham olan ise Paola Peretti’nin kendi cesaret öyküsünden başka bir şey değil.

Kiraz Ağacından Atlamak Hayata devam Etmek

Karanlık Mafalda’nın hayatını yavaş yavaş kaplarken ilk tepkisi, kiraz ağacına sığınıp göremeyeceği şeyleri düşünmek oluyor. Mafalda’ya yazar kendi hikâyesini yaşatıyor adeta. Yazarın da görme kaybını yaşadığı çocukluk yıllarında çiftlik evindeki kiraz ağaçlarına sığındığı gibi Mafalda da kiraz ağacına sığınıyor. Ama hayatta bir şeyi kaybetmek, sandığımız kadar korkunç olmayabilir. Bunu bize küçük kahramanımız öğretiyor. İnsanın en önemli duyularının bile eksikliğinde yapacak çok güzel şeylerinin olabileceğini gösteriyor. Aşık olmak, siyah zeytini siyah olduğunu görmeden yemek, müziği yüzünde hissetmek, çizgiye basmadan yürümeye çalışmak… Paola Peretti’nin otobiyografik tatlar içeren sımsıcak romanı muazzam şeyler kazanmak için kaybedenlere armağan edilmiş:  “Umarım bu hikaye benim gibi geceleri kaç tane yıldız görebildiğini sayanlara biraz olsun eşlik eder. Huzur ve cesaret kazandırır.”

Kitapta kiraz ağacının gölgesinde kadınlarla diz dize bir kız çocuğunun suretini görüyorsunuz. Onların hayatı karşılama biçimi kadınların sıkıntıları göğüslemedeki kararlığını bütün gerçekliğiyle aktarıyor. Kanser, sevgisizlik ya da mobing hiç fark etmiyor. Önüne çıkan her engeli aşmaya çabalayan güçteki karakterler, Mafalda söz konusu olduğunda naneli dondurma kokan nefesleriyle masal okuyor, ipek elleriyle sırtını sıvazlayıp yaşamak için başkalarından bağımsız sebepler bulmasına yardım ediyor. Yazar kitabı yıldızlara ulaşmaya çalışan kız çocukları için kaleme aldığını ifade ediyor. Onlar için biraz cesaret.  “Zira korkuyla yaşamak, yaşamak değildir.”

 Bu içerik Süheyla Sancar tarafından hazırlanmıştır.

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA