Kamusal Alan Hala Herkesin Değil

Kamusal alan tartışmaları Türkiye’de dar eksende sınırlı kalsa da toplumsal hayatın en mühim parçasından söz ediyoruz. Kimsenin dışında kalmadığı geniş mecra olarak idealize ettiğimiz bir kavram. Ancak bırakın pratiği, teori de dahi işin aslı bambaşkadır. Kavramın bize adres gösterdiği isim şüphesiz Jürgen Habermas. Pek tabii en bilinen eseri ‘Kamusallığın Yapısal Dönüşümü’ kitabı işin ABC’si. 1962 yılında ilk kez bu kavramı kucağımıza bırakan Habermas’tan başkası değil. Kitap kısa sürede taşları yerinden oynattı. Farklılıkları kabul edip bir arada yaşamayı savunanlar bu alana sağılmayacağını savundu. Toplumsal çeşitlikten yana olanlar, farklı olanın, ezilenin kendisine yer bulamadığı tanımlamayı ret etti.

Bugünkü tüm kamusal alan eleştirilerini, Habermas’ın attığı taşın hareleri olarak görmek mümkün. Politikadan sosyolojiye, hukuktan felsefe kadar uzandı tartışmalar. Yazar, on sekizinci yüz yılda eleştirel aklın hala var olduğunu savunur. Sonrası malumunuz. Otorite ile temas için aracı kurumların, Kamusal alanın da ortaya çıkışının bu yüz yıla denk gelmesi tesadüfle açıklanamaz. Henüz burjuva kamusal alanı kitle iletişim araçlarıyla zapt edilmemiştir çünkü. İnsanların katılımıyla belirginleşen, düşündükçe, fikir alış verişi yaptıkça tanıma kavuşan bir etkileşim sahası ortaya çıkar. Hala yüz yüze iletişim hâkimiyetini koruyordur. İnsanlar henüz, tartışmaktan vazgeçmemiş, fikirlerini yaymak için gazetelerin işlevine inanıyordur. Hatta ‘fikir gazeteciliği’ yazılı basının önemli ayağıdır henüz.

Kamusallığın Yapısal Dönüşümü
Jürgen Habermas
İletişim Yayınları

Habermas, ‘Kamusallığın Yapısal Dönüşümü’ kitabında, öncelikle her sınıfın değil burjuvanın kamusal alanından söz edildiğini zihinlere zerk eder. Onun da sadece on sekizinci yüz yılla anılabileceğini izah eder. Bir sonraki çağda her şeyin renginin değiştiğini söyler. Kitle iletişim araçları yaygınlaştıkça, sohbet, tartışma, bir arada yaşama kültürü silikleşir. Bu dönem, iletişim denilince habercilikten çok tecimsel medya anlayışın akla geldiğini de unutmamak gerekir ona göre. İletişim araçları reklamlar aracılığıyla tüketimi besler durur. Kumaşların eskimesi için tuzlu sularda bekletildiği koşullardan, “daha iyi hissetmek için daha çok harcamak gerekir” noktasına gelinmiştir. Sadece mutlu azınlığa özgü tüketim anlayışı, herkesi pençesine çoktan almıştır. Habermas, kitapta gazetecilikteki dönüşümü bilhassa derinlemesine irdeler. Politize olmaya teşne kitleler, aynı araçlarla artık apolitik hale gelmiştir. Bulvar gazeteciliğini, nam-ı diğer ‘sarı gazetecilik’ yükselir. Bilgi yerine dolaşıma giren ‘haz’dır. Avrupa ve Amerika’dan hareketle gazetecilikteki değişimin, kamusal alanı nasıl etkilediğini etraflıca tartışan Habermas, enformasyon yığınları altında ezilen toplumun özel alan, kamusal alan ayrımını yitirdiğini de hatırlatıyor. Bütün bunlar olup biterken, tartışmaya dâhil olamayan, öznesi olamayan geniş zümrenin, kamusal alanı henüz inşa edilmemiş olandır. Çeviri Konuşmalar kanalının Türkçe’ye tercüme ettiği videoda onun demokrasi ve kamusal alana ilişkin fikirlerinden bir kesit var.

Bu içerik Süheyla Sancar tarafından yazılmıştır.

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA